Dil Bilimi Sitesi
The Linguistics Website

ADIM ADIM TÜRKÇE ÖĞRENİYORUM

[Step-by-Step I'm Learning Turkish]

Dr. Mustafa Altun ©2010

 

 

KARŞIT ANLAMLI SÖZCÜKLER [Antonym]

 

1
açık [open] kapalı [closed] 108 kamu [public] özel [private]
2
açık [open] gizli [secret] 109 kibar [polite] kaba [rude]
3
açık [open] koyu [dark] 110 kolay [easy] zor [difficult]
4
adil [just] zalim [cruel] 111 kuru [dry] nemli [humid]
5
ağır [heavy] hafif [light] 112 kuru [dry] ıslak [wet]
6
ak [white] kara [black] 113 kuzey [north] güney [south]
7
akıllı [smart] deli [crazy] 114 madde [matter] mana [meaning]
8
akıllı [smart] aptal [stupid] 115 maddi [material] manevi [spiritual]
9
aktif [active] pasif [passive] 116 maktul [victim] katil [killer]
10
alacak [credit] borç [debt] 117 masum [innocent] suçlu [guilty]
11
alıcı [buyer] satıcı [seller] 118 mazlum [oppressed] zalim [cruel]
12
alış [purchase] satış [sale] 119 medeni [civilized] ilkel [primitive]
13
artı [plus] eksi [minus] 120 melek [angel] şeytan [devil]
14
arz [supply] talep [demand] 121 minimum [minimum] maksimum [maximum]
15
asgari [minimum] azami [maximum] 122 modern [modern] ilkel [primitive]
16
asıl [original] kopya [copy] 123 mutluluk [happiness] hüzün [sadness]
17
aşikâr [obvious] gizli [secret] 124 nakit [cash] taksit [installment]
18
atılgan [bold] çekingen [shy] 125 nazik [gentle] kibar [polite]
19
aydınlık [brightness] karanlık [darkness] 126 neşe [joy] keder [sorrow]
20
ayık [sober] baygın [faint] 127 neşeli [cheerful] üzgün [sad]
21
ayık [sober] sarhoş [drunk] 128 normal [normal] anormal [abnormal]
22
aynı [same] farklı [different] 129 olgun [ripe] ham [unripe]
23
ayrı [separate] bitişik [adjacent] 130 onay [approval] ret [rejection]
24
bağımsızlık [independence] tutsaklık [captivity] 131 ödül [reward] ceza [punishment]
25
barış [peace] savaş [war] 132 ön [front] arka [back]
26
basit [simple] birleşik [compound] 133 önce [before] sonra [after]
27 basit [simple] karmaşık [complex] 134 öncül [antecedent] ardıl [consequent]
28 baş [head] ayak [foot] 135 özgürlük [freedom] tutsaklık [captivity]
29 baş [head] son [end] 136 parlak [bright] donuk [dull]
30 batı [west] doğu [east] 137 parlak [bright] mat [matte]
31 bay [Mr.] bayan [Ms.] 138 peşin [upfront] taksit [installment]
32 beden [body] ruh [soul] 139 pozitif [positive] negatif [negative]
33 benzer [similar] farklı [different] 140 rahat [relaxed] gergin [tense]
34 beraber [together] ayrı [separate] 141 sabah [morning] akşam [evening]
35 berrak [clear] bulanık [cloudy] 142 sabit [constant] değişken [variable]
36 beyaz [white] siyah [black] 143 sağ [right] ölü [dead]
37 bilgili [knowledgeable] cahil [ignorant] 144 sağ [right] sol [left]
38 bol [plentiful] kıt [scarce] 145 sağlam [healthy] bozuk [broken]
39 bolluk [abundance] kıtlık [scarcity] 146 sağlam [healthy] çürük [rotten]
40 büyük [big] küçük [small] 147 sağlam [healthy] hasta [ill]
41 canlı [alive] ölü [dead] 148 sakin [calm] kızgın [angry]
42 cesur [brave] korkak [cowardly] 149 sebep [cause] sonuç [result]
43 cevap [answer] soru [question] 150 sebze [vegetable] meyve [fruit]
44 ciddi [serious] şaka [joke] 151 sevap [merit] günah [sin]
45 cömert [generous] cimri [stingy] 152 sevgi [love] nefret [hatred]
46 çalışkan [hardworking] tembel [lazy] 153 sıcak [hot] soğuk [cold]
47 çok [many] az [few] 154 sık [frequent] seyrek [sparse]
48 çözüm [solution] düğüm [knot] 155 sıkı [tight] gevşek [loose]
49 dahil [included] hariç [excluded] 156 sıvı [liquid] katı [solid]
50 derin [deep] sığ [shallow] 157 solo [solo] koro [choir]
51 derman [remedy] dert [trouble] 158 somut [concrete] soyut [abstract]
52 dikit [stalagmite] sarkıt [stalactite] 159 su [water] ateş [fire]
53 diri [alive] ölü [dead] 160 suskun [silent] geveze [talkative]
54 doğru [straight] eğri [crooked] 161 şehirli [city-dweller] köylü [villager]
55 doğru [straight] yanlış [wrong] 162 tam [complete] eksik [missing]
56 doğum [birth] ölüm [death] 163 tatlı [sweet] acı [bitter]
57 dolu [full] boş [empty] 164 tatlı [sweet] ekşi [sour]
58 dost [friend] düşman [enemy] 165 tatlı [sweet] tuzlu [salty]
59 durağan [still] hareketli [active] 166 tavan [ceiling] taban [floor]
60 duru [clear] bulanık [cloudy] 167 taze [fresh] bayat [stale]
61 dünya [world] ahiret [afterlife] 168 teklik [singularity] çokluk [plurality]
62 düz [flat] ters [reverse] 169 temiz [clean] kirli [dirty]
63 düzgün [neat] dağınık [scattered] 170 temiz [clean] pis [dirty]
64 efendi [master] köle [slave] 171 tenha [deserted] kalabalık [crowded]
65 el [hand] ayak [foot] 172 ters [reverse] düz [flat]
66 erkek [male] kadın [female] 173 tiz [high-pitched] pes [low-pitched]
67 erkek [male] kız [girl] 174 tok [full] aç [hungry]
68 erken [early] geç [late] 175 tokluk [satiety] açlık [hunger]
69 esmer [dark-haired] sarışın [blond] 176 toplu [gathered] dağınık [scattered]
70 evcil [domestic] vahşi [wild] 177 toplum [society] birey [individual]
71 evet [yes] hayır [no] 178 toptan [wholesale] perakende [retail]
72 evli [married] bekâr [single] 179 ucuz [cheap] pahalı [expensive]
73 fazla [too much] eksik [missing] 180 ufak [small] iri [large]
74 galip [winner] mağlup [loser] 181 uslu [well-behaved] afacan [mischievous]
75 geçmiş [past] gelecek [future] 182 usta [master] acemi [novice]
76 gelen [coming] giden [going] 183 usta [master] çırak [apprentice]
77 gelin [bride] damat [groom] 184 uysal [docile] hırçın [aggressive]
78 gelir [income] gider [expense] 185 uzun [long] kısa [short]
79 genç [young] yaşlı [old] 186 ümit [hope] korku [fear]
80 genel [general] özel [private] 187 üretici [producer] tüketici [consumer]
81 geniş [wide] dar [narrow] 188 üretim [production] tüketim [consumption]
82 gerçek [real] sahte [fake] 189 üst [upper] alt [bottom]
83 gerçek [real] yalan [lie] 190 üst [upper] ast [subordinate]
84 gerçek [real] düş [dream] 191 var [there is] yok [none]
85 gerçek [real] rüya [dream] 192 varlık [existence] yokluk [nonexistence]
86 gerçek [real] illüzyon [illusion] 193 varlıklı [wealthy] yoksul [poor]
87 gidiş [departure] dönüş [return] 194 verecek [payable] alacak [credit]
88 girişken [outgoing] çekingen [shy] 195 yakın [near] uzak [far]
89 güçlü [strong] zayıf [weak] 196 yanıt [answer] soru [question]
90 gündüz [daytime] gece [night] 197 yatay [horizontal] dik [upright]
91 gür [thick] cılız [scrawny] 198 yatay [horizontal] düşey [vertical]
92 güzel [beautiful] çirkin [ugly] 199 yavaş [slow] acele [hasty]
93 hayat [life] ölüm [death] 200 yavaş [slow] hızlı [fast]
94 hayır [no] şer [evil] 201 yavaş [slow] acil [urgent]
95 helal [permissible] haram [forbidden] 202 yayla [summer pasture] kışla [winter quarters]
96 ışık [light] gölge [shadow] 203 yaz [summer] kış [winter]
97 iç [inside] dış [outside] 204 yeni [new] eski [old]
98 içeri [inside] dışarı [outside] 205 yer [earth] gök [sky]
99 ileri [forward] geri [back] 206 yerli [local] yabancı [foreigner]
100 ilerici [progressive] gerici [reactionary] 207 yukarı [up] aşağı [down]
101 ilk [first] son [end] 208 yumuşak [soft] sert [hard]
102 ince [thin] kalın [thick] 209 yüksek [high] alçak [low]
103 iyi [good] kötü [bad] 210 zayıf [weak] şişman [fat]
104 iyilik [goodness] kötülük [evil] 211 zengin [rich] fakir [poor]
105 iyimser [optimistic] kötümser [pessimistic] 212 zengin [rich] yoksul [poor]
106 kabul [acceptance] ret [rejection]      
107 kalıcı [permanent] geçici [temporary]      

 

Dinle! / Listen!

 

 

Anasayfa Homepage